
Bilimkurgu filmlerinin boyutu son 10 senede oldukça değişti.. 1990'larda dünya dışından gelen varlıklar, "uzaylı" veya "yaratık" gibi tanımlarla korkulacak ve savaşılacak düşmanlar gibi yaratılıyordu. Özellikle Abd'nin kültürel ve politik hegemonyasının birebir yansımasını bu anlamda sinemada görebiliyor; tehdit altındaki Amerikan vatandaşlarını sürekli dünyaya savaş açmış ve sadece nedense Amerikan topraklarına "inmiş" canlılarla savaşırken görüyorduk. Kurgu evet ama bilim kısmı biraz zayıf oluyordu neticede:) Independence Day çocukluğumda ilk aklıma gelen ve anlam veremediğim filmlerdendi örneğin; M.I.B., Marslılar Saldırıyor, Armageddon, Dünyalar Savaşı gibi çoğaltmak mümkün.
Arrival'ı sevmemin nedenlerinden biri de E.T'yi seviyor olmam olabilir diye düşünüyorum. Çünkü her ikisinde bilimkurgu mantığı, gerçekten anlamak ve bir dil aracılığıyla çözümlemek amacıyla kurulmuş sanki. Zaten yandaki afişten bile anlayabileceğiniz üzere; bir insan ile bir dünya dışı yaşamdan gelen varlığın buluşmasını konu alıyor; üstelik ikisi de türünün genç ve masum grubundan geliyor ve tek istekleri evlerinde aileleriyle huzurla yaşarken; birbirlerine yarenlik etmek... Keza; Arrival'da da benzer bir şekilde bir kadınla adamın; dişi ve erkek olduğunu tahmin ettiğimiz iki dünya dışı varlıkla kurduğu iletişim konu alınıyor. Abbot ve Costello ismini taktıkları iki varlık, onlara ne anlatmaya çalışıyordur? Abbot ve Costello ise, Abd'li komedyen ikilisinden ismini alıyor.
Star Wars, Back to the Future, Star Trek, Blade Runner, Matrix gibi kültler bir yana; Stargate, Gravity, Prometheus, Yapay Zeka, Contact, 5.Element, 3.Türden Yakınlaşmalar, Avatar gibi filmler, en azından evreni biraz da olsa algılamaya çalışmaya yönelik filmler..Hatta Inception, Eternal Sunshine of the Spotless Mind, Her, Truman Show ve Interstellar ise, bu süreçte sadece insanlığın gözünden dünyanın ileride ne hale geleceğini göstermekle kalmıyor, evrende 5.boyut üzerinden yeni bir yaşam algısı yaratılabilir mi sorusunu tüm soru işaretleriyle bize sorgulatıyor... Ben de beynimi yoran, beni şaşırtan ve hatta bazen evrendeki varlığımıza dair cevap bulamadığım soruların kurgusal olarak önüme getiren zekice yazılmış filmleri, tamamen gerçekliği doğru olmasa da seviyorum ve ardından bunlar üzerine okumak, paylaşmak ihtiyacı yaratmaları da cabası..
![]() |
| Dil, iletişim kurmanın bir seçeneği; ama bir ortaklık sağlanabilir mi? |
Arrival'ın yönetmeni Denis Villeneuve'nun daha önce bir filmini izlemedim, ama aksiyon, gerilim ve savaş konularında çalıştığı biliniyor. Uluslararası alanda, Prisoners ve Sicario gibi gerilim filmleri ve ayrıca Arrival ve Blade Runner 2049 ile en son Dune ve 2023'te 2.si gelecek Dune 2 gibi bilimkurgu filmleri de dahil olmak üzere eleştirmenlerce beğenilen birçok filmin sahibi.
![]() | |
|
Klasik bir geliş değil bu kez dünya dışı varlıkların gelmesi; sadece Abd'ye değil, dünyanın 12 farklı ülkesine geliyorlar.. Konu olarak neden geldiklerini anlamaya yönelik tüm ülkelerin liderleri, orduları ve siyasi, idari yönetimleri kafa patlatıyor ve ayrı düştükleri noktalar olabiliyor tabi zaman daraldıkça.. Politik algıların nasıl şekillendiğini gayet net görebiliyoruz bu aşamada. İşte bu noktada Dr. Banks devreye giriyor, iletişime dair ortak bir dil yaratılabileceği zaman; neden geldiklerini anlamak mümkün olacaktır çünkü. Kendi iç sıkıntılarının bu olayla bağdaştırdığında bakalım bir çözüm bulabilecek midir?Film, yavaş aktığından dolayı içine girmek çok kolay ve yoğun oluyor; bir anda kendinizi o kapsülde ilerlerken düşünebiliyorsunuz, o kadar duru bir dili var çünkü. Yaşama dair basit algıların acıları yönetmede bir seçenek olabileceği fikri, evrende neden varolduğumuzu sorgulamakla birleşebiliyor ve yine filmden çıktığımızda kendimizi, evrenden kendi halimize baktığımızda ne kadar küçük olduğumuzu görürken buluyoruz. Kimbilir, belki de şu anki düzlemden değil başka bir boyuttan bakarsak aradığımız cevapları bulmaya yaklaşabiliriz.
Herşeyden önce bunun için tüm boyutlardaki konumlanan kişiler ve durumlarla anlaşabilmek için ortak duru bir dil sağlamak gerekecek... Bunun da yolu, adım atmaktan ve sakince karşı tarafı dinlemekten sonra kendi yansımamızı görmekten geçiyor...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder