31 Ekim 2010

Saatleri Geri Alma Enstitüsü..

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü isimli kitabından çağrıştı, bu başlık bana.. İnsanın, modern zaman içindeki kayboluşu her zaman, edebiyatçıların, bilim insanlarının ve sanatçıların ilgisini çeken bir konu olagelmiş, değil mi? 

28 Ekim 2010

Sonbaharın Habercisi, Kasımpatı:)


Kırmızı gelen tomurcuklarımız...
İnanmazsınız; bu çiçeği 2000'lerin başında Alkım bana almıştı... Birgün bana gelirken, çiçek almak istemiş, ama iki gün sonra ölecek olan demet çiçeklere eli gitmemiş. Bizim eskiden oturduğumuz Levent'teki evin orada büyük bir fidanlık vardı. Oraya girmiş, daha tomurcukları üstünde olan büyükçe bir saksıda bu kasımpatıyı almış:) Kırmızı kırmızı..

27 Ekim 2010

Mağara Adamı (veya Kadını)

Açıkçası, bu sezonda adını ilk kez duydum Caveman’in. Böyle bir tek kişilik oyunun daha önce başka ülkelerde, başka şehirlerde sahneye konulduğundan da haberim yoktu. Bu sene Şevket Çoruh’un bu tek kişilik komediyi oynayacağını öğrendik; eşim ve dostlarla gittik izlemeye. Beşiktaş’taki BKM sahnesindeki oyuna oldukça yoğun bir ilgi vardı, hem biletlerin bittiğini duymuş hem de o akşam gişenin önünde bilet bulmaya çalışan kalabalığı görmüştüm. 
Sezonun ilk oyunu olması itibariyle hem izleyiciler hem de Şevket Çoruh heyecanlıydı bence. İzleyiciler, oyuna gelirken büyük ihtimalle içlerinden “Mağara Adamı da ne ola ki?” diye geçirmişlerdir. Zaten oyundan önce fuayede herkes fısır fısır kendi arasında yorumlar yapmaya çalışıyordu. Şevket Çoruh da son beş yıldır sahneye çıkmamanın verdiği bir heyecan yaşıyordu mutlaka.

26 Ekim 2010

Merhaba!

Aslında internet ortamında ilk yazı yazışım değil ama bir heyecan bastı işte nedense... Bir merhaba diyeyim, ilk adımı deneme anlamında atayım dedim.. Gerisi gelir artık.. Sevgiler