20 Ekim 2015

"Can't Stop This Thing We Started"!..:Arkasından yazmaktansa yaşarken yazmak..




Neden bazı yazıları birileri öldükten sonra arkasından yazarız? Kaybettiğimize üzülürüz.. Bryan Adams ölmedi daha merak etmeyin. Sadece yazmak istedim.. Şu hayatta babamla ilgili tek pişmanlığım Bryan Adams'ın o İstanbul konserine girmemiş olmamızdır.. Geçenlerde kendisine de söyledim 'Ne yaptık da Türkiye'nin o ilk stadyum konserini verecek Adams'ı kaçırdık' diye... Üstelik artık İnönü Stadı da yok ve asla geri gelmeyecek... Benim için Bryan Adams demek, Kanada, gırtlak aksanı, kot ceket, yüzü berrak değil ama yarıklı olabilen bir rock'çının da yakışıklı olduğunu kabul etmem, İngilizce'yi kasmak, Robin Hood ve ilkgençliğim demekti...

12 Ekim 2015

Gönül gözüyle bakmak gerek yaşama


Kitaplardan uyarlanan sinema filmleri hakkında tereddütlerim olur, hep söylerim. Bu kez konu Küçük Prens olunca iki kez düşünmek gerekiyordu. Küçük Prens de bu örneklerden biri olmasının yanı sıra, kalplerimizdeki yeri ayrı olduğu için daha bir merakla bekliyorduk aylardır… Ama yaşam bir türlü izin vermedi, geç kaldık gitmek için.. Öylesine geç kaldık ki; Türkiye tarihinin en büyük sivil katliamında pırıl pırıl insanlar güneşe gömüldüler ve biz hiçbirşey yapamadık…

2 Ekim 2015

Köln yazısı -2


Görüntünün olası içeriği: 2 kişiŞansıma, Köln'de bulunduğum beş gün boyunca hava hep çok güzeldi.. Dostum da bana yaşadığı şehri ve yaşamı tüm detaylarıyla göstermek için elinden gelenin fazlasını yapıyordu. Geleneksel eski şehre veya dükkanlara gitmek, Şubat'ta gerçekleşen ünlü Köln karnavalına yönelik eşyaların, kostümlerin satıldığı karnaval mağazasını turlamak, Köln şehir müzesinde gündelik Köln tarihine ait detayları gözlemleyebilmek, tarihi dondurmacıda hayatımın en değişik dondurmasını yemek, bar turu dışında özel olarak gittiğimiz tatlişko mu tatlişko Metronom Caz barında keyiflenmek de birlikte yaptığımız diğer aksiyonlardan sadece birkaçıydı.

1 Ekim 2015

Köln insanları diye birşey gerçekten varmış - 1


Eveet, biricik dostum Asu'cum, Bertiş'le evlenip Köln'e gideli tam da bir sene doluyorken, sonunda gittim yanına! Neden gitmek bu kadar önemli diyeceksiniz... Birkaç açıdan kıymet arz ediyor; açıklayayım:) Öncelikle, onu çok özlüyor olmam, yeni evli yaşamını bir an önce görmek istemem, bir de senelerdir tek başıma bir yolculuk yapıp; ilk kez yurtdışına tek çıkacak olmam... Tüm bunlar Eylül ayına denk geldi, Ortaçgil'i anıp Olamaz mı Olabilir dedik bizi buluşturan tüm olumlu şartlara şapka çıkarıp..