3 Şubat 2016

Türkiye'nin Sesi



Günümüz kitle iletişim araçları arasında evet artık televizyon ilk sıraları bırakıyor ve yerini interaktif ve sanal sosyal medya alanları alıyor. Ama televizyon kültürü, halen toplumsal arınmanın, popüler kültürün, gösteri kültürünün bir parçası... Son yıllarda yükselişe geçen Acun medyası da bunun halen diri olduğunun en büyük kanıtlarından. Televizyon kanalı satın alacak kadar yükselişe geçmesi ve bu endüstrinin yürütücü ayaklarından biri olması ne kadar iddialı olduğunu göstermeye yetiyor. Acun, internet üzerinden propaganda yapmıyor da halen televizyon kültürü üzerinden gidiyorsa, popüler alan demek ki halen o diye haber gelmiştir ona.

Girizgahın ardından asıl konuya gelecek olursak; konu O Ses Türkiye yarışması.. Evet, çocuklar 3 yaşını doldurunca eve televizyon aldık ve izliyoruz. Kalkıp da her gün belgesel izliyoruz, caz dinliyoruz deyip entel artistliği yapacak değilim. Okuyoruz da, dinliyoruz da, izliyoruz da kitle iletişim araçlarını ve bireysel sanatsal edebi araçları.. Haberler yerine çizgi film açık oluyor çocuklar uyanıkken.. Reality programı izlemek de bazen, iş çıkışı kafaları boşaltmak için iyi geliyor açıkçası.. Bu sene bana mı öyle geldi bilmiyorum, O Ses yarışması gerçekten çok renkliydi. Kübalılar, Şili'liler gelip Commandante Che Guevara mı demedi, Karadenizliler gelip Kazım Koyuncu mu söylemedi, Ağrılılar gelip Neşet Ertaşlar mı söylemedi, Kazak anne gelip Linkin Park mı söylemedi.. Bu sene de evet Ahmet Kayalar ve Türkçe Rap de eksik olmadı.. Türkiye'nin kalbinden sesler geldi geçti kendilerini ifade ettiler, kısıtlanmadan şarkılarını söylediler.. Genelde de tüm bu Halkların Kardeşliği insanlarını Gökhan ve Hakan'dan oluşan Athena grubunun ekibinde gördüm..