20 Ekim 2015

"Can't Stop This Thing We Started"!..:Arkasından yazmaktansa yaşarken yazmak..




Neden bazı yazıları birileri öldükten sonra arkasından yazarız? Kaybettiğimize üzülürüz.. Bryan Adams ölmedi daha merak etmeyin. Sadece yazmak istedim.. Şu hayatta babamla ilgili tek pişmanlığım Bryan Adams'ın o İstanbul konserine girmemiş olmamızdır.. Geçenlerde kendisine de söyledim 'Ne yaptık da Türkiye'nin o ilk stadyum konserini verecek Adams'ı kaçırdık' diye... Üstelik artık İnönü Stadı da yok ve asla geri gelmeyecek... Benim için Bryan Adams demek, Kanada, gırtlak aksanı, kot ceket, yüzü berrak değil ama yarıklı olabilen bir rock'çının da yakışıklı olduğunu kabul etmem, İngilizce'yi kasmak, Robin Hood ve ilkgençliğim demekti...

Türkiye'ye konser vermeye geleceğini ilk babam duymuş ve hemen bana gidelim demişti. Babamın her türlü rock kült ismi sevmesi, özellikle 60-70'leri takip etmesi çok güzeldi; Adams da pop rock türünde bizim dönemin parlak isimlerinden olduğundan seviyordu herhalde. Adams 64 doğumlu, yani o sene 28 yaşında vay be!  

O zamanlar basın kartı vardı babamın ve davetiye de ayarlayabiliyordu üstelik kolayca konserlere. Toparlandık ve babamın arkadaşlarının da katılımıyla, konsere her yerden gelen büyük bir genç kitleyle birlikte 28 Temmuz akşamı başladık beklemeye İnönü'nün kapısında... Ben 10 yaşında müziği falan pek anladığımdan değil; maksat babamla dışarda bir etkinliğe gitmenin keyfini yaşayacak olmak... İşin tesadüfi yanı; o akşam tüm aile ile tatile çıkmaya çok önceden karar verilmiş olmasıydı. Dolayısıyla insanlar yola çıkmak için bizim eve gelmemizi bekliyorlardı. Nedenini tam kavrayamamış olsam da, kapıların tahmin ettiğimiz planladığımız ana kadar bir türlü açılmamış olmasının da etkisiyle, belki babam gençlerin arasında sıkıldı mı, evdekiler bekliyor diye mi nedir tam bilmiyorum artık; hadi dönelim eve demez mi! Dedi ve ben de tamam canım gidelim boşver dedim:) Benim için heyecanlı anlar belki de bitmişti. Birşeyin heyecanı ve mutluluğu, o an gerçekleşene kadarki kısımdır ya maalesef... Çocuğum tabi bir de, ne anlayacağım....

Biz o gece evde bizi bekleyen annemi de alıp, aile konvoyu yaptık ve yaz tatili yollarına düştük ailecek. Üstelik komşular da vardı. Babam onların yeni arabalarıyla yarış yapacağım diye vosvosumuzla bize bir mola verdirtecek kadar keyifli bir hırsla onları geçti ve onlardan önce varıp bu tuhaf yarışı kazandık... 

Şimdi düşünüyorum da, o konsere girmeyerek babam başka şeylerden feragat ettiğini düşünmüştü belki de. Şimdi benim ilk stadyum konserim buydu diyeceğim bir konserim yok ama anısı var! Anım var... Babamın da halen gururla anlattığı, 'Bakın, sizi vosvosla nasıl geçtim bin kilometre' dediği bir anısı var. 

Belki de o konser yarası bende olmasa, o gün bilmediğim anlamadığım Bryan Adams şarkılarını şimdi bu kadar sever hale gelmeyecektim... 90'ları o t-shirtle hatırlayıp duygulanmayacaktım... Kuzenimle oturup İngilizce şarkı sözlerini ezberlemeye çalışmayacaktım, Everything I Do'yu televizyondan kayda çekip onlarca kez izlemeyecektim... Tabi sonra zevkim değişmeye başladı, kendisinin romantik şarkılarından ziyade Summer of '69, Cuts Like a Knife, There will never be Another Tonight veya İstanbul konserinin açılış şarkısı olduğunu sonradan öğrendiğim House Arrest gibi hareketli şarkıları daha çok sevdiklerim oldu. Yıllar sonra ilk stadyum konserim Metallica olduğunda; 'Ama ben giremediğim Bryan Adams konserinin heyecanını tercih ederim' demeyecektim belki de, kıymetini anlamışım galiba içeri giremesem de...

Mütevazı insan, seni ve şarkılarını halen çok seviyorum, hep de seveceğim!..

Not: Bu şarkısı içeriğiyle, aşk, 90'lara dönüş ve klibiyle iyi bir örneğim: Can't Stop This Thing We Started.... ! Linki aşağıda...
https://www.youtube.com/watch?v=lP4Nnek6DCo


Ayrıca bu videodaki Show Tv jingle'ı da beni çocukluğuma götürmedi değil:
https://www.facebook.com/119890464767993/videos/183203695077052/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder