12 Aralık 2012

12 12 12, Mayalar ve biz...


Hayat bu şekilde devam ediyor

Blogumu ihmal ettiğimi fark ettim ve önüme açtığım bu beyaz sayfaya ne yazayım diye düşünürken; bugüne özel birşey yazmaya karar verdim. 12 12 12 yani 12 Aralık 2012 tarihindeki sayıların yanyana dizilişinin bir daha bin yıl boyunca tekrarlanmayacağını biliyoruz. Yazının saatini 12.12'ye ayarlayayım bari... NASA açıklama yapmış, dünyayı bu kehanetler değil; insanlık bitirecek diye, çok doğru! Hem bir hatıra olsun, hem de bir salyangoz döngüsü gibi hayatın yarın yine devam edeceğinin notunu tarihe düşmüş olalım..

15 Ekim 2012

Pink Floyd ile balenin kesiştiği o an..


Önce önyargılı olarak “Acaba nasıl olur ki” dediğimiz, çok pahalı bulduğumuz ama sonra aynı parayı bir akşam yemeğine verdiğimiz düşünüp rahatlayarak gittiğimiz bu gösteri, içimizdeki birçok boşluğu doldurmaya yarayan, ruhumuzu, gözümüzü, kulağımızı besleyen bir birikim oldu adeta. Pink Floyd’un 13 şarkısından oluşan bir repertuar eşliğinde,İtalyan La Scala TiyatrosuBale Topluluğu’nun modern bale gösterisini birlikte sunma fikrini ortaya ortan koreograf Roland Petit belki de birçoğumuzun “Bu ikisi birarada olmaz” dememizin altındaki önyargıyı aşarak bir ilke imza atmış diyebiliriz.

22 Şubat 2012

Beyoğlu'nda bir günüm..

İstanbul'un bir açık hava müzesi olmaktan çıkarılıp, parçalara ayrılarak satıldığı, kültürünün yok edildiği günlerden geçiyoruz.. Tarihi yarımadasıyla, Eyüp'ü Balat'ıyla kalıntıların üzerine otellerin yapılabildiği, Gar'ların kapatılabildiği, sanat komplekslerinin fuar alanlarına dönüştürülebildiği kara bir cehalet dönemi bu maalesef.. Bizim kuşağın çocukluğunda zirve yapmış, biz büyüdükçe de gözlerimizin önünde, avuçlarımızın içinden kayıp gidecek bir kültürel mirastı bu. Son demlerini iyi değerlendirmekten başka yapacak birşey var mı? Bilen varsa söylesin...



17 Şubat 2012

Altın günleri ikea'ya düşerse..

Çocuklar yok, rahat koltuklar yok, kısır börek yok,
sadece İsveç kokulu altın günleri var:)
Postmodern zamanlardayız.. Eskiden kısırlı börekli günler yapılırdı anneannelerimizin evlerinde. Çocuklar koltuklarda uyurdu. Altınlar yastık altı yapılır, yuvayı dişi kuş yapardı.. Geçenlerde haftasonu gündüz gittiğimiz ikea'da yanıbaşımızda ilginç bir kare yaşandı. 4 masanın birleştirilmesiyle yanyana oturan 10-12 teyze önce kalabalık görüntüleriyle dikkatimi çekti. Ardından aralarından birinin para topladığını fark ettim ve böylece gün yaptıklarını anladım.

12 Ocak 2012

Erkeklik hormonundan tiyatro olur mu; olur!...


Bu ara östrojenden başladık, testosterondan devam edelim... Dün, kadın hormonundan söz etmiştik yazımda. Nooluyor bu kıza demeyin... Bayılırım zaten kadındaki erkek; erkeğin içindeki kadın konularına. Aslında belki Freud'un Oedipus ve Elektra komplekslerine de değinmek gerekir. Ama detaya inip konuyu dallandırıp budaklandırmak istemiyorum. Az çok herkes biliyor zaten, çocukların cinsiyetlerinin önemini keşfettikleri yaştan itibaren karşı cinse hayranlık duyup onu kendilerine rol model seçmeye başladıklarına... Sözünü edeceğim konu, aslında erkeğin içindeki kadın tarafından ziyade; erkeğin hormonlarıyla ilgili...


11 Ocak 2012

Selülit, östrojen göstergesi!

Okan Bayülgen'in tv8'de yaptığı programları denk gelirsem beğeniyle izliyorum. Geçenlerde "muhallebi" programında gerçekten muhallebi gibi bir konu vardı: Selülit!.. Eğer bu dertten muzdaripseniz, hiç üzülmeyin çünkü sonuçta bunun bol östrojenli şefkatli bir kadın olma göstergesi olduğuna karar verildi!... İşinin ehli birçok kişi çıktı, bilimsel olarak selülitin neden oluştuğunu anlattı önce. Aslında yanlış vücut duruşundan veya hareketsizlikten kaynaklandığını yüzde yüz söylemediler. Çok hareketli sporcularda, zayıf kadınlarda da oluşabilirmiş. Bir tür deri altı yağ birikimi sanırım.