21 Temmuz 2011

Yağmur'un erk ile ilk sınavı..

Yağmur'cuk dört yaşını bitirirken; fazlasıyla duyarlı bir kız oluverdi.. Doğduğundan beri çevresini gözleyen yavrumuz, duyma, konuşma, yorum yapma, dahil olma, sosyalleşme duyularının gelişmesiyle birlikte bizi her geçen gün şaşırtmaya devam ediyor. Bu sene ilk kez kapıdan çıkıp tek başına parka gitmeyi öğrendi. Kafası attığında bu özgürlük seçeneğini kullanır oldu. Hem özgürlüğü seviyor; hem de kapıdan her çıkışında "Anne sakın camdan bana bakmayı unutma" deyip kendini güvenceye alıyor:) Geçenlerde sıcak havalardan yine bunaldığı bir anda, parka gitmişti.. Ben de onu yine parktayken izliyordum..




Herşey normal görünüyordu, oynayan bağrışan çocuklar, yaşça büyük çocukların kaydırak sırası yarışlarına şaşkın gözlerle bakan küçük bebekler.. Bana bu yaş farklılıklarının arasındaki sahneler ilginç gelirken; kulak kabartmamla birlikte ortada cinsiyete dair de öyküler olduğunu gördüm.
Yaşları hemen hemen Yağmur'la aynı olan iki üç erkek çocuk, "asarım keserim" nidalarında bir oyun oynuyordu. Bir de baktım ki; t-şörtlerinin sırt kısmına geçirdikleri plastik kılıçlarla koşuyorlardı. Bu kılıç saklama geleneği, bizim kuşağa da He-man'den kalan bir mirastı aslında.. Birbirlerini kovalayarak; "gel buraya, ben kazanacağım" diyorlardı. Başta masum gibi görünen bu cümleleri çocuklardan birinin şu ifadesi böldü: "Dünya benim olacak, öldürün onu"! Erkeklerin bu tavrına dair şaşıracak birşey yok biliyorum ama üzüldüm gerçekten bu şiddet duygusu karşısında.

Başın öne eğilmesin kızım...

Peki bizim kız naaptı dersiniz?! Gitti yanlarına sessiz ama derinden... Her zamanki duyarlı ama hafif sinirli ders verme edasıyla, "Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?" dedi... "Bakın öyle denmez.. Bir yerinize birşey olur, yapmayın bakiim" diyen akılcı kızımla dalga geçen erkek sürüsünden büyük olanı hatta hırsını alamayıp, "Manyak mısın sen ya?" bile dedi! Ben son ana kadar müdahale etmeme taraftarı anne olarak biraz bekledim. En sonunda baktım bizimki mantıklı cümlelerle iki dakkada ikna edeceğini sanıyor tipleri; seslendim camdan: "Yağ-muur, hadi kızım gel artık"... Hemen dudakları büzüştü ve başını öne eğdi... Yenik bir yüz ifadesiyle eve geldi, fırlattı ayakkabıları girişe... Bilmiyormuş gibi ne konuştuklarını; "Ne oldu kızım?" dedim. Bu ilgiyi duyar duymaz dökülüverdi gözyaşları minnoşumun: "Ama an-nee, beni anlamadılaaar......"
Ah canım kızım, daha çok erken değil mi?!..
Sarıldım sımsıkı ve fazla abartmadan ona duyarlı bir tablo çizmeye çalıştım..
Umarım erkeklerin erkek olmak için silahlara ve kılıçlara ihtiyaçlarının omadığını da anlatan anneler çoğalır da; erkeklerin çıkardığı bu savaşlar da biter bir gün...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder