23 Aralık 2010

Sanat Limanı'nda Açılım


Çocuk Bienali'nden..
 Anadolu yakasına taşındıktan sonra Karaköy-Tophane-Fındıklı hattına gitmeye çok üşenir oldum. Sadece yolum düştüğü zaman gidiyordum. Geçen hafta, şu Body Worlds sergisini son gününde yakalamak arzusuyla uzandım Sanat Limanı'na... Adının değiştiğini bile bilmiyordum. Eskiden orada bir tek Antrepo vardı, İstanbul Modern falan açılmadan önce bir tek Bienal olduğu için gidiyorduk oralara. Şimdi bir gittim, Çocuk Bienali, Altın Yollar Fotoğraf Sergisi, Suudi Arabistanlı sanatçıların eserlerinden oluşan "Edge Of Arabia Transition" Sergisi hepsi birarada!...

Henüz vaktim olduğu ve arkadaşımı beklediğim için hemen Body Worlds'e girmeyeyim dedim. Çocuk Bienali'ni gezdim önce. Hem bir anne olarak hem de naif bir sanat takipçisi olduğumu düşünerek, böyle bir bienalin varlığından haberim olmadığını fark edince çok bozuldum! Siz görmüş müydünüz basında yoksa ben mi kördüm bu süreçte? İnanılmaz işler yapmış çocuklar. İlköğretim çağındaki bu çocuklar, hem devlet okullarında hem özel okullarda hazırlanarak gelmişler bu sergiye. Tabi ki belki yardımlar almışlar ama onlara yardım eden sınıf öğretmenlerini ve resim öğretmenlerini de tebrik etmek gerek. Kolay mı? Dışarıda birşeyler yiyebilir ya da bilgisayar da oynayabilirlerdi.. Ama onlar bir üretim yapmaya karar vermişler ve işlerinin sonunu da kararlılıkla getirmişler. Çocuk yüreği sanırım dünyanın en güzel şeyi... Tüm çalışmaları gözlerim dolarak yakından izledim. Geri dönüşüm kutularından hayvanlar, şekiller yapmışlar, plastik poşetlerden giysiler tasarlamışlar. Ayakkabı boyamışlar, ayak ve el izlerinden boyama yapmışlar, bilgisayar çağı çocuğunu simgeleyen bir heykelcik ve mavi bir ekran hazırlamışlar. Hepsi hepsi çok güzeldi, içim açıldı ve ruhum temizlendi diyebilirim. Ne yazık ki 25 Aralık son günmüş, belki gitme fırsatı bulursunuz. Çocuğunuz varsa mutlaka onunla birlikte gidin, yoksa da zaten çocuk yapma arzunuz kabaracaktır...



Diğer sergi de "azınlık"ta kalmış ikinci bir sanatçı topluluğundan oluşuyordu. Evet daha önce Bienallerde Arap sanatçılara denk gelmiştik ama bu sergi sadece Suudi sanatçılardan oluşuyordu. Çağdaş sanat eserlerinden oluşan "Edge Of Arabia Transition" adını taşıyan ve Türkçeleşmiş bir adının sergi salonunda yer almadığı bu eserler zincirinde, bir Doğulu sanatçının sanatçı da olsa öncelikle bir insan olarak Abd işgaline nasıl karşı çıktığını görebildim eserlerde. Dindar değilim ama onlara ve inançlarına çok saygı duyduğumu belirtmek isterim. Sanat sanat içindir dedim içimden. İnce bir tülün bir tarafından bakınca çarşaflı bir kadın, diğer tarafından bakınca çıplak bir kadın görünüyordu. Sanat, dini, dili olmadan bakınca bu kadar şeffaf işte!


Gelelim asıl o gün yola çıkmama neden olan sergiye... Body Worlds'e... Evet çok konuşuldu, çok yazıldı, çizildi, yukarıda sözünü ettiğim iki azınlık çalışmalarından bin kat daha fazla adı duyuldu. Gittim, gördüm evet güzeldi. Şöyle ki, ilk kaslı iskeleti ayrıntılı olarak inceledikten sonra diğerleri o kadar cazip gelmiyor insana. Beni asıl çeken o kaslardan ziyade, serginin neden yapıldığının arkasında yatan felsefe oldu. 1980'lerin başından beri kullanılan bir teknikmiş bu dondurup sergileme mantığı. Bilim insanı olarak kendini tanımlayan serginin kurucusu, insanlar ölmeden önce bağışlarını yaparlar mı diye araştırmış ve onlara büyük bir şükran duyduğunu söylüyor. Sergiyi hazırlama amacının altında yatan arzusu, hayatın çok kısa olduğunu, insanın da hayvan gibi ölümlü olduğunu ve kaslardan oluşan bir kemik yığını olduğunu, ama ondan tek farkının beynini ve duygularını kullanabiliyor olduğunu göstermek istemesi. Bilgi, insan içindir. Asla ben çok şey biliyorum, artık doldum demeyin diyor! Çevremizde bunu yapan çok fazla insan var ne yazık ki... Fiziksel sağlığınıza olabildildiğince dikkat edin. Bunun anlamı, dişler çürüyünce protez yaptırmak değilmiş. Hayvanların dişleri çürüyünce yemek yiyemedikleri için ölürlermiş. Oysa biz, ne kadar estetik müdahele imkanı varsa hepsini kullanarak, bir nevi doğaya karşı çıkıyor ve güya ömrümüzü uzatıyoruz. Oysa doğru olan doğal gıdalar almak, mutlu ve huzurlu yaşamak, çok şey öğrenmek, çok insanla tanışarak beslenmek, sorgulamak ve üretmek. En çok 100 yaş üzeri yaşayan insan Çin'deymiş, demek ki pirinçle de oluyor bu iş, zayıflıkla da! İsterseniz 65 yaşında da seks yapabilirsiniz diyor serginin sonunda, önemli olan buna karşı isteğinizin ve sevginizin olması. Ölmeden önce mutlaka arkanızda kalıcı birşey bırakın diyor,  bu bir çocuk da olabilir, bir yazı da, kendi yaptığınız bir marangozluk örneği ya da bir örgü kazak da...


Sonuç olarak büyük gösterişli bir sergi için gittiğim tophane'de, iki azınlık sergisi gönlümü; bir vücut sergisi de bir günde zihnimi açtı diyebilirim....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder