22 Aralık 2010

Herşey değişir Trt-3 değişmez...

Woody Allen'ın Radyo Günleri filmini izlemiş miydiniz? Savaşın olanca çıplaklığıyla ve soğukluğuyla geçtiği bir dönemde, ailenin haberleri alma ve yegane birarada durma nedeni radyodur. Sevinçler de acılar da radyodaki haberlere ve çalan müziklere göre şekillenir. Oysa şimdi hangi ruh halindeysek, ona uygun bir şarkıyı ya da albümü arşivimizden çıkarıp çalabiliyoruz. Hatta daha da ileri giderek internetten o anlık tüketmek üzere indirip dinleyebiliyoruz. Yani evimizde bize ait bir mülk olarak bulunmasına gerek bile yok. Bu aslında mülkiyeti özelleştirmemek adına güzel bir şey. Ama öte yandan da gidip albümü alıp, evde sindirerek yavaş tüketmenin önüne geçen, hızlı bir tüketim yöntemi! O anlık sadece... Oysa radyo kültürü öyle değil... Ne çalacağını asla tam olarak bilemezsiniz.

Belki programın formatı ve saati hakkında önceden bilginiz vardır. Ama playlist denilen şarkı listesinin hangi sırayla ve neler olarak kulağınıza geleceğini tahmin edemezsiniz. Bence radyonun güzelliği de budur. Görsel hafıza çok kolay bir kullanımdır ve gözünüzde birşey canlandırmanıza gerek yoktur, yorulmaz; aksine beyninizi boşaltırsınız televizyon izlerken. Ama radyo öyle değildir; bir parçayı dinlerken gözünüzün birçok şey canlanma fırsatı bulur. Hatta ses, bence görsel hafızadan daha hızlı çağrışımlarda bulunur. Çünkü bir sesi duyduğunuzda dönüp bakarsınız veya daha önce deneyimlediğiniz yerleri hatırlarsınız. Oysa televizyon, o hatırlamanızı istediğiniz görüntüyü de beraberinde veriyor.

Kendimi, ailemi ve kendi eski dostlarımın ailelerini de bildim bileli her evde dinlenmiş olan, halen dinlenegelen bir radyo istasyonu vardır: Trt-3! Gün içindeki program akışı sanki insanın ruh haliyle orantılıymış gibi, sabah özgün müzikle başlayan, öğlen arasında klasik müziğin coşkulu hüznüyle devam eden, akşamüstü etnik müziklerle ilerleyen, akşam rock-pop saati yaşayan ve gece yine klasik müzik ile sona eren harika bir program. Örneğin Trt-1, günümüz iktidarının belki yönlendirmesiyle belki de daha popüler ve geçici olana hitap etmek istediğinden çok değişti. Ama Trt-3 sanki yıllar boyunca ülkede hiçbirşey değişmemiş gibi aynı kaldı. Sanırım bu gidişle benim çocuğum da dinliyor olacak.

Bazen düşünüyorum, acaba Trt-3 unutuldu mu, yani iktidar ve benzeri devlet aygıtları bu kanalı es geçmiş olabilir mi?! Sanki siyah beyaz bir filmin içinde yaşıyormuşuz da, etrafımız rengarenk binalarla çevrilmiş de, Trt-3, küçük stüdyosundaki camın ardından gizli bir sesçi tarafından idare ediliyor gibi geliyor bana:) Trt spikerlerinin (speaker'dan mı geliyor acaba) hiç hata yapmayan, öz türkçe kullanan, iniş çıkış vurgularını her zaman doğru ses tonuyla veren ifadelerini hiç anlatmıyorum bile, zaten her açtığınızda dikkat etmişsinizdir. Aa tabi bir de İngilizce-Almanca ve Fransızca haberler var. Hep merak etmişimdir, o yabancı dillerdeki haberleri dinleyenler var mı diye.. Aman olsun, o da bu kanalın güzelliklerinden biri olarak bırakın hiç değişmesin...

Evet, artık evdeki saatlerimiz bile Trt-3'e göre ayarlı bilginiz olsun:) Ruhunuzu beklemek istediğinizde ve zamanı durdurup, sadece iyiliklere yönelmek istediğinizde radyonun frekansı 93.6 !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder