4 Ağustos 2017

Huzur İsyanda!...

İki keçi, bir köpek, bolca zeytin ağacı, dalga sesleri, ayışığı ve üç güzel insan... Huzurdan başka bir kavram gelmiyor insanın aklına.. Huzur ve isyan kelimeleri ne kadar tezat gibi görünse de; yin yang gibi diyalektik bir birliktelikleri var sanki. O yüzden içimizdeki isyanı dizginlemek için ya da tam tersi isyana kendimizi kaptırmak için huzura kaçmak neden olmasın? İşte Keçi Camping bunun için birebir seçenek... Çanakkale Küçükkuyu'dan Asos yönüne giderken sahilaltı yolunda kalabalık kampları geçtikten sonra; büyük otellere gelmeden önce yer alıyor Keçi Camping. Yani yeri çok ideal.. Kampçı iseniz bilirsiniz kamp yapmak çok eğlencelidir; ama hem ihtiyaçlarınızı karşılayacak hem de kafanızı dinleyebileceğiniz bir yer olması lazım, değil mi? Çadırınıza rahat yer bulabilmek de olsun, denizi de güzel olsun ama kalabalık olmasın, karnınızı doyurun ama endüstriyel olmasın doğal olsun, kafanızı dinleyebilin ama insan da olsun ki iki kelam edebilin.. İşte bunların hepsini birarada bulmak zor derken; burası tam da böyle bir yer. O yüzden huzur ve isyan dengesi var işte :)



Aslı, Elif, Can üçlüsünün işlettiği Keçi Camping'de, onların yanından ayrılmayan baş yardımcıları sürekli oyun yapan ve yeni yeni havlamayı öğrenen afacan Zeytin Hanım, kilo almaya çalışan ve daha yeni yeni ürkeklerini üzerlerinden atan minnoş keçiler Sıska ve Küpeli daimi doğal kampçılar:) Bunun yanı sıra ziyaretçisi eksik olmuyor kampın, gelenler sanki buranın bir parçası gibi oluyor hemen.. Çünkü böyle bir kamp ortamında tanışmamak, çadır kurarken yardım istememek, çay alırken "Siz de ister misiniz?" diye sormamak, "Deniz nasıldı?" derken akşam "Ne olacak bu memleketin hali?" muhabbetine girmemek mümkün değil... Belirli bir profil olmasından değil; 24 saate bölünen günün her anındaki ihtiyaçları ve eylemleri paylaşmaktan.. Ama öyle bir paylaşım ki; hem kimse kimseyi rahatsız etmiyor, hem de gerek olduğunda dayanışma hemen sağlanıyor...

Çadırda kalabileceğiniz gibi bungalovda da kalabilirsiniz; önceden rezervasyon şart, az ve öz çünkü yerler dolabiliyor.. Kahvaltı konaklamaya dahil. Harika Hopa Çay'ından bardaklarca içebilir veya sıcak ya da soğuk kahvenizden yudumlayarak kahvaltı sonrası kitabınızı okuyabilirsiniz... Gün içinde menüden seçebileceğiniz; mantı, gözleme, tost, gözleme, salata, çeşitli ızgaralar gibi birbirinden leziz yiyecekler bulunuyor. Bunların dışında, şefimiz Aslı'nın o günkü doğal malzemesinin ne olduğuna ve bazen de ruh haline göre değişen sürpriz menüler de ortaya çıkabiliyor. Bir sabah yumurtalı ekmek karşınıza çıkarken; ertesi sabah börek çıkabilir, kimbilir. Zira başta da belirttiğim gibi; endüstriyel olmayan, doğal olmayan, samimi olmayan şeyler yok burda:)


Gelelim çocukların burdaki konumuna.. Biz, biri 11 yaşında Yağmur, biri 5 yaşında Deniz olmak üzere iki yavrumuzla kalıyoruz. Bungalova da sığıyoruz, kendileri tek başlarına denize de girebiliyor, hatta Yağmur az önce kendine tost bile yaptı! Siz denemeyiniz tabi:) Gündüzleri Zeytin'le iletişim kurmakla, Tabu oynamakla, taş toplamakla, yeni çıkan popüler deniz maskeleriyle denize girmekle meşguller... Akşamları ise duşlarını alıp, üstlerine yine rahat birşeyler giyip ayın çıkmasını beklemekle meşgul oluyorlar. Sonra da erkenden; kampın çocuklar ve yetişkinler arasında mücadeleye neden olabilecek en rağbet gören ve en rahat hamağında uykularına dalıyorlar.

Çocuklar uyuduktan sonra biranızı veya rakınızı yudumlarken, ışık olmadığı için büyük şehirlerde ve hatta çoğu tatil beldesinde bile göremeyeceğiniz yıldız şölenine katılabilir, sahilde uyuyabilir, şansızın varsa gitarı olan bir eşiniz varsa canlı müzik dinleyebilir veya hiçbirşey yapmadan öylece durabilirsiniz:) Çünkü tatil demek, bence dört mevsimde de ruhu beklemek, koşturmamak ve şikayet etmemek demektir. Şikayet etmemek diyorum çünkü, bazen öylesine dünya malına kaptırıyoruz ki kendimizi, sistemin hırsının içimize sinmesine izin verdiğimizden; sanki o yaşamları biz seçmemişiz gibi kendi yaptıklarımızdan şikayet eder hale geliyoruz. Oysa bıraksan kendini hayata; değiştirmek istediklerin için bir adım atsan; hayatın daha anlamlı olduğunu göreceksin. İşte iç huzurun her yerde senle olacağı için, nereye gidersen git yanında götüreceğinden; bırak artık onu bunu düşünmeyi; kendinden başla hayatını değiştirmeye!

Gaz verdiğimi düşünmüyorsunuz değil mi :) Yok daha birşey içmedim merak etmeyin, biraz boğazlarımı üşütmüştüm zaten buraya gelirken arabanın klimasından, neyse ki burda çeşitli gargaralar, yanık kremleri, Elif gibi çadırda yatarken ağrıyan belinize kas gevşeticiler mevcut:) Nem ve klima kavramları burda unutulan kelimeler zira;  gündüz sıcağını esen deli rüzgarla ve zeytin kokusuyla savuşturuyoruz! Aslı'nın kardeşinin açtığı gaz Spotify listesinden çalan Bulutsuzluk Özlemi, Sözlerimi Geri Alamam'ın etkisiyle son paragrafta biraz fazla heyecanlandım galiba. Her isteyen ana hoparlöre bağlanıp istediği moda göre müziğini de açabiliyor da:) Can'ın demesine göre geçen hafta 4 saat keman konçertosu da dinlemişler; Ahmet Kaya da dinlemişler:)

Büyük insan olmanın büyük yüreklerden geçtiğini anladığımız gün, işte böyle içimizdeki Küçük Prens'lerle yıldızlara kendimiz kalarak daha rahat ulaşabileceğiz. Yeter ki isteyelim.. Huzur isyanda diyor ve sizleri dalga sesi ve asla dokunamayacakları zeytin kokusuyla selamlıyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder