1 Ekim 2015

Köln insanları diye birşey gerçekten varmış - 1


Eveet, biricik dostum Asu'cum, Bertiş'le evlenip Köln'e gideli tam da bir sene doluyorken, sonunda gittim yanına! Neden gitmek bu kadar önemli diyeceksiniz... Birkaç açıdan kıymet arz ediyor; açıklayayım:) Öncelikle, onu çok özlüyor olmam, yeni evli yaşamını bir an önce görmek istemem, bir de senelerdir tek başıma bir yolculuk yapıp; ilk kez yurtdışına tek çıkacak olmam... Tüm bunlar Eylül ayına denk geldi, Ortaçgil'i anıp Olamaz mı Olabilir dedik bizi buluşturan tüm olumlu şartlara şapka çıkarıp..

Almanya'ya karşı senelerin biriktirdiği bir önyargım vardı hep. Tamam çok düzenli ve çalışkanlar, sosyal devleti sonuna kadar vatandaşlarına yaşatıyorlar, bilim ve teknikte uzmanlaşmaya önem veriyorlar, edebiyatta çok iyiler ama... Ama tabi bunlar antropolojik detayları barındırıyor. Genel sosyolojik ve tarihi geçmişe baktığımda maalesef Hitler'in yarattığı üstün ırk aurasını kafamdan atamıyordum. Kaç kere gittin diyeceksiniz: Dusseldorf yakınlarındaki Kreifeld'e gittim bir kez. O zaman da Mayıs sonu olmasına rağmen sürekli yağmur yağan, ailecek kendimizi yalnız hissettiğimiz ve tüm sokakların bomboş ve gri olduğu bir dönem olması sebebiyle zevk almamıştım. Ama gezimizin son gününde günübirlik Köln'e uğramıştık. Nehir kenarında oturup şansa o gün açan güneşin ve sokaklardaki tatlı insanların tadını çıkarmıştık. Dolayısıyla ta o zamandan Köln'ün yeri ayrıymış demek ki bende.


Köln, karnavallarıyla ünlü...
Bu kez biricik dostuma gidiyor oluşumdan dolayı ayrıca şanslıydım, çünkü kendisi acayip detaycı ve çok iyi bir rehber:) Tek sıkıntım çocuklarımdan, evimden, ailemden ayrı kalacak olmamdı. Sabah çok ama çok heyecanlıydım, karnım ağrıyordu Alkım beni alanda yolcu ederken ağlarken... Ama uçakta ağrım yerini, senelerdir bunu yapmamış olmamın verdiği güzel duyguya bıraktı açıkçası.. Üstelik çocuklarım da emin ellerdeydi, endişe etmeme gerek yoktu.

Aslında uçaktan inişe geçmeye başladığımızda gördüğüm şehir ormanı bana ilk izlenimi vermişti. İlk izlenim her zaman doğrudur ve önemlidir.. Uçakta notlarımı alıp, kahvemi içip birşeyler okuyana dek geliverdik. Peki Eylül sonunda havanın 16 derece ve pırıl pırıl güneşli olmasına ne dersiniz?! Uçaktan Köln Bonn havaalanına indiğimde mütevazı bir alanda buldum kendimi, ücretsiz wi-fi ve abartı olmayan bir pasaport kuyruğunun ardından canım dostum Asucuk ve o sırada yine onlarda kalıyor olan dostu Elif beni karşıladı, pıt diye tren ile eve vardık çok rahatça:)

Valla ilk saatler evde özlem gidererek geçti. Hiç başka bir ülkeye mi geldim, yeni bir şehir mi görücem diye düşünmüyordum. Çünkü İstanbulda Asu ile çok kaliteli zaman geçiremiyorduk, onun evlilik telaşı, benim çocuklarım, kısa ziyaretler yetmiyordu. Birbirimizin evinde vakit geçirmeyi çok özlemişiz; hele ki onun gibi zevkli birinin yaşamını ve evli halini, evini, Alman ve Türk kültürünü birleştirmesini çok merak ediyordum. Çok da güzel yapmış bunu tam tahmin ettiğim gibi;)

O gün günlerden cuma olması sebebiyle de; haftasonu gezmesi yapmak icap ediyordu; bana da güzel bir değişiklik yaşatması adına yemek yemeğe gittik. Ünv arkadaşımız Emre'nin eşi de geldi, eniştemiz Bertiş de:) Yorgunluğumu fazla hissetmiyordum zira, içmeden mutluluk sarhoşuydum. İlk Köln biramı Kölsch'ümü de devirdikten sonra Welcome oldum:) Fazla içmemek konusunda ilk andan itibaren kontrollüydüm, ama şimdi düşünüyorum da Asucuk ile sarhoş olup eski günlerdeki gibi dans edip saçmalamak da bi dahakine mutlaka yapılmalı..

Benim beyaz biram
Asu'nun sarı birasına karşı
Köln, Almanya'nın Bavyera bölümünde olmadığı için ekonomik olarak fiyatlar çok uygun ve herşey hem kaliteli hem tatlı. 0,2 cc'lik bir Köln birası (beyaz) 1,20 euro mesala. Arpa birası W ile başlıyordu, bi tık daha pahalı mesala; adı neydi Asucum? Domuz sosisi, krep, tavuk, makarna, salata gibi yiyecekler çeşit çeşit bulunuyor. Ortalama 6-8 Euro mesala. Birim olarak çok uygun bence onların parasıyla, üstelik kalite endişesi de yok.

1248-1880 arası yapılmış 
Dom Kilisesi, Köln'ün ve o yörenin en ünlü katedrallerinden birisi. Yapı olarak çok yüksek ve ruhani gücü dinle harika birleştirilmiş. 7000 m2lik alanıyla 157 metre yüksekliğindeki Dom'un yapımı 800 küsur sene sürmüş! Üst katlara çıkmadık ama içinde dolaşmak, o ruhu hissetmek için yeterli geliyor.. Dünyanın her yerinden her ulustan insanlar geliyor, bu inancı gözleriyle görebilmek için.. Detay olarak vitray camlar harika... Amerikan filmlerindeki Hıristiyan gizemini ve gücünü bize neden sevdirdiklerini bir kez daha anladım! Indiana Jones'ta İndi ve babasının yazıtları ararken, taşları kırdıkları sahneler gözümün önümden geçti hemen o anda... Büyüleyici olmak böyle birşey işte demek ki:) Bir de şehrin her yerinden görülüyor Dom!

Bu bölümü burada sayfa sonunda bitirelim, Köln yazısının devamını ikinci bir yazı olarak hazırlayayım:) ...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder