9 Haziran 2014

NY son 3 gün


NY-4

Size günaydın bize iyi akşamlar

Bugün artık çok yorgun olduğumuzu fark ettik;) Bir de geldiğimizden beri yaşadığımız en sıcak gündü, o da etkiledi. Güne yine Central Parkta başladık. Bu kez görmediğimiz bir detay olan Alice Harikalar Diyarında heykelini ziyaret ettik. Çocuklar için yapılan hayvanat bahçesinde onlarca minnoş çocuğu görüp yavrularımızı özledik!


Çıkışta Apple mağazasını ziyaret ettik, Alkımın deyimiyle mabed:) Onlarca insan farklı yerlerden Apple sevdasıyla gelmişlerdi. Yine internetten yararlanıp çocuklarımızla konuştuk çünkü sizin akşam saatiniz geliyordu.

Bir klasiği yapmadan olmazdı; babam kızacak ama McDonalds yedik bu öğlen ilk kez! Karnımızı doyurduk işte derken biraz yürüyüp yine yorulduk ve park molası vererek kahve içtik.

Bugün epey yavaş olan vücudumuzla mücadele verdik resmen. Ama kararlıydık, geç de olsa üç gündür dibine gelip döndüğümüz ünlü Çin Mahallesine gidecektik. Ve gittik de! Alkım hiç haz etmedi, kokulardan ve 1 liralık mağazalardan. Aslında ben de hiç sevdim denemez;)

Dünyaca ünlü kitapçı Barnes&Noble içinde detay keyfinden kafayı yedikten sonra tam gaz güneye inerek feribot turu yapmaya karar verdik. Tabi tam gaz dediğime bakmayın, iki dakikada bir oturup dinlenir hale geldik artık.. Ne kadar km yürüdüğümüzü bir ara hesaplayıp yazıcaz size de.




Velhasıl kelam akşamüstü feribotuna binerek State Island’a geldik. Harika bir manzara eşliğinde meşhur Özgürlük Heykelini de görme fırsatı bulduk;)) Feribot ücretsiz bu arada.

Ama feribottan inince Ne İşimiz Var bizim burada dedik:) Terk edilmiş bir ada resmen! Ama o kadar yorgun ve acıkmıştık ki öyle bomboş kaldık. Tam o sırada filmlerdeki gibi bisikletli bir amca çıkıverdi. Alkım atladı hemen bize yardımcı olsun diye. Adam bize geri yürürsek 15-20 Dakka sonra güzel bir lokanta bulacağımızı söyledi. Ben isyan etmiştim artık yürümemek için! Otobüs bekledik biraz ama adamlar bizdeki gibi para kabul etmiyor ki, in otogardan bilet al dedi deri eldivenli şoför amca. O an içimizden Cem Yılmaza bağladık, "Amca biz ülkeye giremeyecek miyiz?" dedik yumurcak edasıyla!;)) Ama işte o anda tanrının ilahi gücüyle otobüsten Afrikalı bir teyze bize acıdı ve akbilini yani burdaki adıyla metro kartını bize verdi;) İşte artık sorun yoktu. Otobüs tıngır mıngır giderken Alkım hep Manhattan manzaralı bir tepede lokanta hayal ediyordu. Bense biliyordum öyle yüksekten görülmeyeceğini;)



Sonuçta harika bir yer çıktı, olsun.. Manzaramız Liman... Ama tüm o yorgunluktan, Çin mahallesinden ve açlıktan, uzun yollardan sonra nasıl değdi anlatamam. Denize sıfır bir deniz ürünleri lokantası.. Güneş batıyor... New yorka turist olarak gelip de bu adada yemek yemeye bu kadar susayan başka bir çift yoktur iddia ediyorum! Eee bu da bizim farkımız olsun;) Yaşlanmak değil de olgunlaşmak diyelim...

NY-5

Eveet, artık günler daraldı, hem burayı anladık hem de çocukları çook özledik. Ama, halen görülmemiş onlarca yer var. Olsun, bugün kasmayacağız artık dedik. İnanmayacaksınız ama bugün central parkta 10 Dakka geçirdik! Hava inanılmaz basık ve nemliydi. Özgürce yürürken kent müzesini gördük hemen girdik. Şehrin ne zorluklarla, ama,yılmadan sürekli içinde yaşayanlarla şekillendiğini birbirlerine sahip çıktıklarını gördük..

Çıkınca bugünü müze ve rahat geçirelim dedik, Metropolitan müzesinde tam 3 saat geçirdik!:) Çok kültürlü Asyalıyla Afrikalıyla Picasso’suyla Dalisiyle yine kafayı yedik:))

Çıktığımızda gri, bulutlar gelmişti ve yine boşluğa düşmüştük. Unlu bir cheesecake dükkanına girdik ve harikaydı ayıptır söylemesi..  Sonrasında, bir yağmur indirdi ki sizden bize geldi anlaşılan! Mağazalara sığındık ve jazz bara gitmek yerine rock çalan bir kafe restoranda keyifli vakit geçirdik, hayattan şehirlerden çocuklardan konuştuk. Bu arada burdaki insan haklarını gördükçe kendi halimize epey saydırıyoruz..

Kendimizi akışa bırakmanın bir sonucu olarak Hard rock Cafe New york’a geldik! İçimizdeki, 90ların rock müziği çalıyor.. Beatles gitarları imzalı, bir tek boş masa yok, barmen çatallarla bateri çalıyor!... Anlayacağınız bir şehir eskiyi yeniyle birleştirmeyi başarmış, şarkısıyla sokağıyla, Disney mağazasıyla eski ve yeni keyifle bir arada, uluslar birarada. John lennon bu şehirde boşuna ev tutmamış!:))))

Umutla ve sevgiyle..  


NY-6

Tabi ki kısa bir central park yürüyüşünden sonra

Şimdiye kadar gördüğümüz en güzel müzeye girdik ve tam 6 saat sonra dışarı çıktığımızda daha yarısını bile gezememiştik:) mutlaka internetten girip bakın, bizim çocuklarımızla Amerikalılar'ın neden farklı olduğunu görün. MÜZENİN ADI NATIONAL HISTORY MUSEUM OF AMERICA İDİ. ASLINDA BİZ DİNOZORLARI GÖRECEĞİZ DİYE GİRDİK AMA BAMBAŞKA ŞEYLERLE KARŞILAŞTIK. DÜNYAYI; OLUŞUMUNDAN GELİŞİMİNE, TÜM AŞAMALARIYLA AYRIMLANDIRAN, SINIFLANDIRAN VE GÜNÜMÜZE GETİREN BİR BİLİMSEL MÜZE İDİ. YAŞAMIN SUDA BAŞLADIĞINI, DİNOZORLARDAN SONRA GERİYE KUŞLARIN KALDIĞINI, DÜŞÜNEN İNSANIN MAYMUNUN GELİŞMİŞ HALİ OLDUĞUNU, EVRENİN BİG BANG TEORİSİYLE NASIL DENK DÜŞTÜĞÜNÜ VE SON OLARAK GÜNÜMÜZDE DÜNYAYA NASIL BAKMAMIZ GEREKTİĞİNİ BİZE DÜŞÜNDÜREN VE İÇİNDEN ÇIKAMADIĞIMIZ BİR GEZİ OLDU.

Akşam yemeğini dünyanın en büyük mağazası Macy's in 6. Katında yer alan Stella'da yedikten sonra Chelsea'nin ve NY'un en ünlü caz barı Village Van guard'a gittik. BU ARADA ASIL AMACIMIZ STRAND OTEL’İN TERASINDA YEMEK YEMEKTİ, ÜNLÜYMÜŞ. ANCAK KADER YİNE AĞLARINI ÖRDÜ VE TERAS KAPALI DİYE ÇIKAMADIK. OLSUN HAYAT BU DEDİK GEÇTİK;) JAZZ DİNLEMEK İÇİN ALKIMCIM BİR İKİ GÜN ÖNCEDEN MEKAN ARAŞTIRDI VE YERİMİZİ SAĞLAMA ALDI. MÜZİK, MEKAN VE İÇKİLER ÇOK GÜZELDİ. SADECE GARSONLAR, NY’TA GÖRDÜĞÜMÜZ EN SURATSIZ TİPLERDİ, HAYRET:)

CAZ KLÜBÜNDEN SONRA ALKIM HEMEN EVE GİTMEK İSTEMEDİ, İLLA SOHO’SUZ YAPAMAM DEDİ VE ORADA MEKAN ARADIK. PEK İÇİMİZE SİNEN BİR YER OLMAYINCA, RASTGELE BİR YERE OTURDUK. EKRANDA HOKAY MAÇI, ABARTILI HAVALANDIRMA DERKEN UYUKLADIĞIMIZI FARK ETTİK. AMA YİNE DE KALAMAR-BİRA’DAN GERİ KALMADIK. BURASI DA İLK KEZ HESABI “YANLIŞLIKLA” FAZLA YAZDIKLARI BİR YER OLDU:) EVİN YOLUNU TUTTUK.

Son günümüzdeyiz.. Yağmur yağıyor, bugün 1 haftayı değerlendirme, rahat rahat gezinde ve alışveriş günü... Ny'ta son kez ritüellerimizi gerçekleştirip sizlere kavuşmanın heyecanı var içimizde.

Yağmurla gelmiştik, yağmurla dönüyoruz ama ne burada yağmuru yaşadık ne de istanbula döndüğümüzde yağmur olacak gibi, güneş yanımızda yani:)

NY-7

Eveeet işte son güne geldik. Bize zaman çabuk geçti size nasıl geçti?

Artık çocukların kokusu, sesi, heyecanlı mimikleri burnumuzda tütüyor!

Bugün yağmura uyandık, vakitlice evden çıkıp klasik parka geldik.

Sosisli çaktıktan sonra gezimizde ilk kez ayrıldık aşkımla. O müzeye

ben alışverişe gidecektim. Ama çok sıra olduğundan girememiş o. Ben

bir şeyler aldıktan sonra Byrant Parkta buluştuk, klasik tonlu sandviç

ve salata parmesanlı roka molası verdik.

Bu kez alkıma spor ayakkabı aldık, böylece çocuklara da aldığımızdan

aile boyu sketchers olduk:))

ABD ekonomisine katkıda bulunduktan sonra Times'dan son bir kez geçtik

ve son bir Sushi yedik. Ben bayağı bir önyargılarımı yıkıyorum

denebilir!

Şu an son akşam birası içiyoruz bir pub'da. Güzel bir akşamüstü oldu..

Böylece 7 günlük maceramıza son veriyoruz. Tadında oldu yeteri kadar.

Çok kültür çeşitliliğinde şoföründen bahçıvanına hemşiresinden

güvenliğine siyahların olduğu, parkta koşanların beyaz yakalılar

olduğu ama genelde her ulusun çalışarak bu şehirde yer aldığı fikri

baki oldu. Herkes küçüklü büyüklü işinde uzmanlaşmış ve mutlu gibi görünüyor. En azından ABD’nin tamamı böyle olmasa da, Ny öyle denilebilir.

Bize eşlik ettiğinizi ve size doğru aktarımlarda bulunduğumuzu

umuyorum. Daha iyileri sizin olsun. Sizlerin önünde sevgili eşime de

teşekkür ediyorum.

Bir dahakine çocuklarla gideceğimiz yeni maceralarda buluşmak üzere

kendinize iyi bakın dostum yo yo :)))

Yaşasın halkların kardeşliği!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder