1 Mart 2011

Roma Güncesi...

İlk akşam otelimize yerleştikten sonra, dışarı çıkıp meydanlara doğru bir keşif yapmaya ve sıcak bir yerlere oturup demlenmeye karar vermiştik. Hava acayip ayazdı, İstanbul'dan farklı olarak daha açıklık, daha kuzey paralelde ve daha rüzgarlı bir yapısı vardı. Ben tabi Roma'ya gidiyoruz gazıyla, çok kalın giysiler almamıştım, şık olucam hesabııı:) Otelden Manchini'ye varıp Flaminio Caddesi'ni tabana kuvvet yürüdük, yaklaşık 2,5 kilometre. Metro olduğunu bilmiyorduk ve nereye varacağımızı da... Roma sokaklarının en keyifli özelliği -bence- sokakları yürüyüp yürüyüp birden binalar arasında gizlenmiş meydanlara çıkması idi:) 

Sonraki günlerde favori mekanlarımızdan olacak olan Poppola Meydanı'na yani İnsanlar meydanına geldik. Haftasonu yaklaşırken, yapılacak olan Carnaval di Romana için hazırlık yapıyorlardı. Oradan dümdüz aşağı Via del Corso'yu yürüdük, bu Corso caddesi Bağdat Caddesi gibi birşey aşkımın deyimiyle:) Alkım'ın harita okuma bilgisini ve iki boyutu somutlaştırma yeteneği sayesinde bizi kaybolmadan biryerlere vardırma becerisini de övmeden geçemeyeceğim. E tabi ben de soğuk, ayak patlaması falan demeden uyum sağladım, kendime de pay biçeyim de birlik olsun bari:))

Corso caddesini bitirmeye yakın, dur şurdan bir yol gidiyor derken, bir baktık ki yine bir çeşme meydanına gelmişiz! Neresi olsa beğenirsiniz!?: Aşıklar Çeşmesi, Fontana di Trevi:) Bu kadar tesadüfen bulup da gelen başka bir turist çift olmamıştır herhalde! İnanılmaz bir ışıklandırma ile beyaz-mavi sulara hakim beyaz heykellerle çevrilmiş harika bir manzaraydı. İnsanın içini açıyor, gözünü ve kalbini dinlendiriyordu... Soğuk falan demeden herkes birbirine sarılmış, fotoğraf çektiriyordu. İşin ironik tarafı, ben bu çeşmenin Aşıklar Çeşmesi olduğuna inanmadım:) Alkım'a diyorum ki, daha geniş bir alandı falan.... Meğer bu büyüde olmasının nedeni, aradığımız çeşme olmasıymış.... Bir süre orada durup ruhumuzu bekledik resmen.... Sonra baktık ki çok üşüyoruz; hemen yakınlarda Pink Floyd çaldığını duyduğumuz bir pizzacı cafeye oturduk, ilk pizzamıza geç vakit olmasına karşın resmen yumulduk! Mantarlı, domatesli, kaşarlı, biberli, yanında Alkım şarap (en sevdiğimiz Cabernet Savouigne tipi), içti, ben de çay:)))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder