1 Mart 2011

Audrey Hepburn'ün "Roma Tatili"ndeki gibi:)

Audrey Hepburn'ün "Roma Tatili" filmini ilk izlediğimde çok etkilenmiştim. İki aşık, "roma"ntik şehirde turlarlar ve biz de fonda açık şehir Roma'yı arşınlama fırsatı buluruz perdeden. Biz de aşkımla tanışmamızın 10. yılı şerefine Roma'ya bir kaçamak yapmaya karar vermiştik. Ani bir kararla biletlerimizi almış ve hiç bilmediğimiz ve nereden başlayacağımıza dair bir fikrimizin olmadığı bu geziyi gerçekleştirme fırsatı yaratmıştık.
Roma'ya dair yılların birikiminin bize verdiği yegane bilgi, inanılmaz bir imparatorluk tarihinin olduğu, geçmişlerine çok sahip çıktıkları, sinemanın, yemeğin ve modanın beşiği olduğuna dairdi. Tabi bir de filmlerden bildiğimiz meşhur Aşıklar Çeşmesi'ne dilek dileyip para atma olayı vardı. Alkım'ın yurtdışı rehberi biricik Lonely Planet serisinin Roma kitabını bulamadığımız için, teknoloji sağ olsun, i-phone sürümü sayesinde tüm Roma turumuz bu türde şekillenmiş oldu. Görülecek yerler haritada belli olmasına belliydi, ancak nasıl gideceğimiz, insanlarla nasıl iletişim kuracağımız, ağız tadımıza layık birşeyler bulup bulmayacağımız şüpheliydi. Ama korktuğumuz gibi olmadı, işler rast gitti:)

Roma Günlüğü...

İlk gün akşama doğru Roma'ya vardığımızda tüm günü yollarda geçirmenin verdiği açlıkla, Termini denilen Merkez İstasyon civarında ilk gördüğümüz yemek yerine oturduk. Burası bizim Baylan pastanesi tadında tarihi bir pastaneden bozma bir lokantacık idi. Nur yüzlü ak sakallı garsonlar gençlere taş çıkartırcasına koşturuyorlardı siparişlere. İlk açılışı lazanya ve ızgara sebzeler eşliğinde bir 20'lik şarap ile yapıp mest olduktan sonra, otelimizi bulmak üzere yollara düştük. 910 numaralı otobüs ile Piazza Manchini'ye yani Manchini meydanına vardık ve orada yine ak sakallı acayip tatlı dilli ve güleryüzlü bir amcanın bize yol göstermesi sayesinde 210 numaralı otobüse binmemiz gerektiğini öğrendik otele gitmek için. Kaldığımız bölgenin adı Via Cassa idi, yani Cassa caddesi ve 490 numara:) İnsanlar İtalyanca konuşuyordu ama Fransızlar gibi dil milliyetçiliği yapmak yerine turistlere İngilizce ile olabildiğinde yardım etmeye çalışıyorlardı. Bu amca da onlardandı:) Otelimizde de kendilerini dine, Vatikan'a, Katolikliğe adamış rahibeler vardı ve hiç de muhafazakar değillerdi ve acayip yardımcıydılar aksine. Akşam olunca şartlar çok güzel olmasına karşın bir karın ağrısı çöktü hafiften.. Alkım da ben de çok evcimen insanlar olduğumuz ve her duygusallıktan nem kaptığımız için biraz akşam hüznü yaşadık. Kızımızdan uzakta, evimizden, memleketten uzakta, daha soğuk bir iklime gelmiştik, ama tatilin devamında yaşayacağımız sıcacık güzelliklerden henüz haberdar değildik. Akşamüstü biraz kestirip, akşam dışarı çıkmaya karar verdik, du bakalım hayırlısı:)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder